man-of-steel-wallpaper-3

Cine-Baykuş: Man of Steel – “Adam yıkılıyor ya!”

Herkese selamlar.

Baykuşun Yeri’nde sizlerle her zaman oyunlarla ilgili yazı ve haberler paylaşmayacağız. Cine-Baykuş adını verdiğimiz bu bölümde de zaman zaman izlediğimiz, beğendiğimiz ya da tavsiye ettiğimiz yer yer de eleştirebileceğimiz filmleri paylaşacağız. Bu elbette ki bir sinema eleştirmeni kadar ciddi olmayacak ancak bir sinema seyircisi ve oyuncu olarak da kendi bakış açımızı ortaya koymaya çalışacağız. Her kitabın arkasında yazan “Nefes kesici, sürükleyici!” sözcüklerinin genel samimiyetsizliğinden uzak dilimiz döndüğünce sizlere filmler hakkında fikir vermeye çalışacağımız Cine-Baykuş’un ilk konuğu Christopher Nolan’ın yazar ve yapımcılığını üstlendiği Zack Snyder’in de yönetmen koltuğuna oturduğu Man of Steel olacak.

man-of-steel-wallpaper-2

Man of Steel’den önce Christopher Nolan ismini ele alırsak eğer “Batman” ismini taşıdığı yer ortada. The Dark Night dediğimizde Batman isminin yanında ikinci filmdeki o muhteşem Joker performansıysa, çoğumuzun iyilerden ziyade kötü tarafa geçmemize en büyük sebeplerden biri. Onun haricinde Inception’ı izleyenlerin kafasındaki soru işaretlerinin henüz gitmediğine eminim, en azından benim öyle. Haliyle bu adam bir işe el attığında beklentiler de ister istemez yükseliyor.

Yine yönetmen koltuğunda 300, Sucker Punch, Watchmen gibi aksiyon filmlerinin de yönetmeni Zack Snyder’i görüyoruz ki; bu filmlerin ortak yönlerinden birisi ise görsel efektlerindeki başarı.

Oyunculara gelirsek; Superman’i  Henry Cavill canlandırıyor. Ben sadece Immortal filminden hatırlıyorum ki 300’ün yapımcılarının elinde çıkma bir filmdi, aksiyonu iyi ama benim için vasatı geçemeyen bir yapımdı açıkçası. Kadın başrolde ise Amy Adams, yine aklımda Fighter filmiyle kalmış bir Mark Wahlberg hayranı olarak, yine o filmde Christian Bale performansı   da unutulmaz. Ayrıca Russell (Crowe) Abimiz ve Kevin Costner da Man of Steel’de boy gösterenler arasında.

Yönetmen iyi, yazar-yapımcı koltuğundaki adam iyi ve oyuncular da iyi olunca ortaya lezzetli bir filmin çıkmasını beklemek kaçınılmaz olsa gerek. Biz de böyle düşündük ve düştük Man of Steel yollarına. Filmi Xpand 3D ve Türkçe dublaj olarak izledim ki bunun hem olumlu hem olumsuz yanlarını paylaşacağım. Öncelikle şahsım olarak James Camaron’un Avatar’ı kadar bir 3D kalitesi yoksa bir filmde o filme sırf 3D olduğu için de para vermek bana saçma geliyor. Ayrıca 2 saat 15 dakika süren bir filmde de o Xpand 3D’nin ağır gözlüklerini taşımak ve  o göz yorgunluğu ayrı bir eziyet. O yüzden kesin bir bilgim olmamakla beraber eğer 3D olmayan versiyonu olsaydı ona gitmeyi tercih ederdim. Şöyle de bir durum var ki 3D’nin görselliğe ve atmosfere etkisini de doğru kullanıldığında tartışamayız. Man of Steel’de de başarılı sayılabilecek bir 3D kullanımı vardı. Ama bahsettiğim kişisel handikaplarıyla birlikte.

Bunun dışında Türkçe Dublaj konusuna gelirsek eğer yabancı bir filmi ilk defa izleyeceksem onu orjinal seslendirmesiyle izlemeyi tercih ederim. Çünkü oyuncuların karaktere o duyguyu nasıl verdiklerini, mimiklerinin yanında büyük ölçüde kendi sesleri veriyor. O yüzden orjinal altyazılı izlemek çoğu zaman tercihimdir. Peki Türkçe Dublaj başarısız olduğu için mi bunu söylüyorum; aksine bence mükemmel bir Türkçe dublaj vardı filmde ancak o Türkçe’ye çevirirken ki yerelleştirmeler ki başlığımızda da yer bulan “Adam yıkılıyor ya!” sözü sizi bir nebze de olsun filmden soğutabiliyor. Belki bu cümleyi altyazı olarak görsek bu kadar da etkilemezdi ancak Türkçe duyunca insan biraz garip olmuyor değil .

man-of-steel-wallpaper

Peki hikaye nasıl? Superman Returns filmini ben özellikle aldığı eleştirilerden ve karaktere olan ilgimin azlığından izlememiştim ancak bu filmi izledikten sonra karşılaştırma için izleyeceğim kesinlikle. Man of Steel, Christopher Nolan’ın sevdiği ve eski filmlerinden de alışık olduğumuz üzere hikayeyi en başa sarıyor. Clark Kent’in bebekliğinden itibaren alıp kısa kısa çocukluğunu ve gençlik yıllarını bize anlatıyor ama bunu çok sınırlı tutmuş boğmamış bizleri derin bir anlatımla. Aynı Batman Begins’de olduğu gibi Clark Kent’in Superman oluşunu güzel bir hikaye örgüsünde ve bolca aksiyonla bizlere aksettirmiş.

Ben filmi izlerken kendi içimde hep Batman ile Superman’i karşılaştırdım. Yani bu iki karakterin sinema perdesindeki sahiciliğini, gerçekçiliğini. Elbette ki Superman bir uzaylı o yüzden biraz daha geniş düşünmek gerekiyor ama insan yine karşılaştırmadan edemiyor. Kamera arkası görüntülerinde de sık sık bahsedilen Superman’i mümkün olduğunca gerçek dünyaya uydurmaya, onun gerçekçiliğini artırmaya çalışacağız deniliyordu ki bence bunu yaparken de bir nebze olsa da başarılı olmuşlar.

Yer yer gülümsediğim de oldu filmde. Örneğin; bir sahnede Superman’le komutan arasında bir diyalog geçiyor konuşma bitiyor, adam uçup gidiyor. “Selam, naber? deyip sonra Pırrr diye kuş misali ortada kaybolan bir Superman düşünün” o an bir tebessüm oluştu yüzümde ancak tebessümüm Superman’in Kripton’dan geldiğini hatırlayınca tekrar kayboldu. Özellikle bolca uçmalı sahne ile birlikte size eşlik eden özel efektler hiç sırıtmıyor.  Yönetmen ve yapımcı aksiyon ve özel efektleri Superman’in özel güçlerine yedirmeyi iyi bilmişler.

Sonuç olarak; Man of Steel’i beğendim. Christopher Nolan yine bizleri hayal kırıklığına uğratmıyor.  Superman serisine yeni bir boyut ve yeni bir marka değeri kazandıracağı aşikar. Ses efektleri, görsel efektleri ve bolca aksiyonunun yanına başarılı oyunculuklar; yapımcı ve yönetmenin geçmiş yapımlardaki başarıları da sizi filme bağlıyor. Gidip görmeniz tavsiye olunur efenim.

Bir sonraki filmimize kadar esen kalınız…

Cine-Baykuş Notu: 7.5/10